Salı, Mart 15, 2016

Bir anne olarak çocuğumun her ihtiyacını kendim görüyorum. İlk 40 günün dışında kimseden yardım almadım fakat, kendime zaman ayırmaya ihtiyaç duyduğumda (2-3 saatlik) elbette yardım çığlıklarımı duyanlar ve koşanlar vardı. Ama herşey bununla bitmiyor. Günler hep güllük gülistanlık olmuyor. Bundan dolayı da demem o ki; babalar, annelere yardımcı olmak için, gerekirse bez de bağlamalı..

Eşim, kızım doğduğu ilk günden beri bana çok yardımcı. Ev işlerimde, yemeklerde, Bade'nin bakımında...vs. tabii ki bizim şanslı yanımız, eşimin bir ay içinde en az 10 gün evde oluyor olması. Her gün işe giden babalar için biraz insaflı olmak gerek diye düşünsem de hem cinslerime kıyamıyor ve o babalara da sesleniyorum. :)

Baba deyince insanın aklına sadece çalışıp para getiren, olan biteni en son duyan, acil durumlarda kır camı bas butona gibi düşünceler gelmemeli. Artık devir o kadar değişti ki; babalar da değişti, haliyle. Değişmeli de.! Yani yardımdan kastım; sadece biz yorulduk diye değil, çocuklarımızın psikolojileri için de yardım...

Bir çocuk düşünün; evde birbirine sevgiyle yaklaşan anne baba, sürekli kendini birey gibi hissetmesini sağlayan saygı, bir şeyler saklamaya ihtiyaç duymayacak kadar ailesiyle iç içe... Bu çocuk nasıl özgüvensiz olabilir? Ya da nasıl mutsuz olabilir?

Bence çocuğun özgüveni, anneden çok babayla olan iletişiminden kaynaklanıyor. Bu tabii ki sadece benim düşüncem. Neden böyle düşündüğümü de merak ediyorsanız biraz açıklayayım;

Öncelikle babaya saygı kesinlikle öğretilmeli ama babadan korkulmalı düşüncesi asla yerleştirilmemeli. Anneler gibi babaların da yeri geldiğinde evcilik oynayabileceğini, yeri geldiğinde de omzunda hıçkıra hıçkıra ağlayabileceğini bilmeli, çocuk. Rahat olmalı, babası ile konuşurken. Ve bilmeli ki, ne olursa olsun babası hep onun arkasında dağ gibi duracak ve onu hep ilk doğduğu gün ki kadar sevecek. Elbette sevecek ve seviyor da ama bunu çocuk hissetmeli, bilmeli. Hiç bir şeyden çekinmemeli...... Bla bla bla.

Gel de özgüvensiz olma.!

Kendi çocukluğunuzdan pay biçin, biraz eski günlerinizi hayal edin. İstemez miydiniz ki; babanızla tek başınıza bir kaç saat geçirmek, onunla evcilik oynamak, aman baban duymasın cümleleri yerine mutlaka babana da anlatmalısın olsun.? Ya da, bak akşam babana nasıl anlatıyorum, bunları gibi cümleler ile korkutulmamak... Aman babam duyarsa beni öldürür cümleleri artık bizim çocukluğumuzda kalsın. Varsın babalar ilk duyan olsun, en son duyan olmasın.

Bu sebeple derim ki, babalar da biraz iç içe olsun, çocuklarımızla. Varsın bez bağlasınlar, varsın 3 numara saçları ile kuaförcülük oynasınlar.. Ama bir şeyler olmaktan kaçmasınlar. Yorgunumun arkasına sığınıp, babalarımızın kopyaları olmasınlar. Kendine özgü baba, hayalinde kurdukları o adam olsunlar....

Post a Comment:

Tüm Yorumlar