Cuma, Mart 18, 2016


Boğaz..Huzur..Tarih..Çanakkale..

Sıkıntıları ardınızda bırakın, üzerinize canlı renklerde bir kıyafet giyin,cebinize güzelliklerinizi alın ve yüreğinizi tazelemek için Çanakkale’ye gidin..Tam da vakti, pişman olmazsınız..

İzmir’den yola çıkıp, Kaz dağlarının dolambaçlı yolundan Midilli Adası manzarası eşliğinde geçmiş, Ezine’den çıkmış boğaza dogru iki şerit yolda ilerkenler tepeler sona erir sağda ufukta, hatta karşı kıtada Şehitler Abidesini görür şaşırırsınız bulunduğunuz yerden bile görünebiliyor olduğuna.

Çanakkale’ye yaklaştıkça denizi görürsünüz masmavi, iki kıtanın çizgi halinde sardığı incecik kıvrımlı boğaz.. Karşı tarafta Çanakkale’de iki kıtanın birbirine en yakın noktada karşılıklı yapılmış kalelerden Avrupa tarafında olan eski bir anahtar görünümündeki asıl adı Kilid-ül Bahir yani boğazın anahtarı anlamına gelen Kilitbahir  kalesi tüm heybetiyle görünür ve çevresinde de tek katlı beyaz minik evler..

Artık yol bitti denize kavuştunuz. Solunuzda hayırsever bir Çanakkale yerlisi olan Terzioğlu’nun sadece eğitim için kullanılması için vasiyet ettiği arazisi üzerine kurulu fakültelerden, yurtlardan oluşan kampüsü görürsünüz, sağınızda şehrin ilk beş yıldızlı oteli Kolin masmavi durmaktadır. Ve şehir merkezi yazısından yaklaşık 10 dk. sonra kendinizi karşı kıtayla Çanakkale arasındaki ulaşımın tek yolu olan Feribot iskelesinin önünde bulursunuz.Etrafınızda Çanakkale Zaferi’ni temsilen o dönemden kalma pek çok anıt, turistler hatıra alabilsin diye yanyana dizilmiş küçük dükkanlar ve önlerindeki tezgahlarda farklı renklerde ve boyutlarda Truva Atı heykelcikleri görürsünüz.

Bu noktada bile havanında tertemiz kokusuyla huzur bulmaya başlıyorsunuz.

Hemen feribota binerek Kilitbahir’e geçip kale önündeki çay bahçelerinden birinde bir çay içebilirsiniz boğaza karşı ya da gitmeyip Çanakkale merkezdeki eşsiz güzelliklerin sessizliğin keyfine varabilirsiniz.

Konaklamak için kordon boyu kenarında dizili otellerden birini seçip denize bakan bir odada kalabilirsiniz.

Ama ne olursa olsun işlerinizi hemen bitirip gün batımına doğru mutlaka Çimenlik Kalesine gitmeli, yol üzerinden yarım ekmek midye tava almalı, Nusrat Mayın Gemisi’nin maketi önünde bir bankta oturup pek de öttüğü görülmeyen martılar etrafınızda, deniz ayaklarınızın ucunda güneşin batışını izleyebilirsiniz.

Güneş battıktan sonra kıpkırmızı bir ufuk ve üzerinde açık mavi bir gökyüzü kalacak ve ufukta uçsuz bucaksız görünen denizden gelen ya da oraya durgun denizin üzerinde süzülerek ve çok da yakınınızdan giden, suya yansıyan ışıkları yeni yeni yanmaya başlamış pek çok türde gemi görürsünüz.

Ulu Önder’imizin ‘’Çanakkale Geçilmez’’ sözü sonrasında buradan geçen gemilerin kaptanları Çanakkale’den geçildiğinde seyir defterlerine ‘’geçildi’’ kelimesini kullanmadan burada seyir ettiklerini ifade etmek için ‘’Çanakkale geride bırakıldı’’ gibi ifadeler yazmaktadır, bu büyük sözün anısına.. Hemen karşınızda dağın eteğinde de beyaza boyanmış bir mehmetçik resmi ve yanında ‘’Dur Yolcu Bilmeden Basıp Geçtiğin Bu Toprak Bir Devrin Battığı Yerdir’’ yazmaktadır yine o büyük zaferin anısına..

Zaten anıtlara ya da tepelerin yamaçlarına baktığımızda Çanakkale Zaferi, Truva, Piri Reis,  Çanakkale Seramikleri gibi başlıca konular hakimdir tüm şehirde.
  
Artık hava iyice lacivert rengini almaya başladığında kordon boyunda bir tur atma vakti gelmiş demektir. Feribot iskelesinden başlayıp kordonun öbür ucuna doğru yapacağınız yürüyüş yaklaşık 20 dakikanızı alacaktır. Kordon boyu boyunca sıra sıra cılız ağaçlar arasında pek çok bank olduğundan dinlenme ve birde tam merkezden boğaza bakma fırsatı bulabilirsiniz. 

Pamuk helva tercih ederseniz neredeyse her köşede bulunan satıcılardan tazecik helvanızı da alabiliyorsunuz. Bir de Çanakkale’ye gittiğinizde mevsim bahar sonu ya da yaz ise kordon boyunda cadde kapanmış olacaktır ve kapanan yolun üzerinde pek çok seyyar kafe bulunuyordur. Ne içmek istediğinizi şöyle bir düşündükten sonra manzarasını ya da sandalyesini en beğendiğiniz kafede biranızı ya da çayınızı içebilirsiniz, şarap evinde enfes Bozcaada şaraplarından tadabilirsiniz yada kızarmış dondurma yiyebilirsiniz. Oturduğunuz yerden gördüğünüz manzarayı unutamayacağınızdan da emin olabilirsiniz..

Ve tüm bunların ardından Çanakkale’deki bir gününüz; aldığınız temiz havanın da verdiği huzurla ve keyifle ve cebinize attığınız yeni güzelliklerle son bulacaktır..

Makbule Esra / objektifanne



Post a Comment:

Tüm Yorumlar